Ana Menü
Meslek Odaları Haberleri
Kurullarımız
Hepatit B Aşısı
Basın Açıklamaları
Acil Durum ve İlk Yardım Bilgileri
Hasta-Hekim Sözleşme Örneği
Haberler
Gerekli belgeler
Tabela Standardı
Yönetmelikler
Meslek Yaşamınıza Başlarken
Yasalar
Kitap
Bilimsel Yazılar
Dilekçe Örnekleri
İlanlar
Kredi Kartı Ödeme formu
İDO hakkında
Linkler
Turkdentsic
Email
2010-2011 yılı İlçe Temsilcileri
2009-2010 Dönemi İDO Komisyonları
Dishekimleri Odaları
 

Ortodontik muayene ne zaman ve nasıl yapılmalıdır?... 17.06.2003
Büyüme
Büyüme-gelişim dönemindeki bireyin dental ve iskeletsel gelişiminin, fizyolojik gelişim sınırlarının içinde olup olmadığını tespit etmenin en kolay yolu klinik muayenedir. Klinik muayene sırasında nelere dikkat edilmesi gerektiği de oldukça önemlidir. Bebeklikten başlayarak puberteye dek uzanan bu dönemde ağız içi ve ağız dışı muayeneye ek olarak fonksiyon muayeneleri de mutlaka yapılmalıdır. 
 Ortodontik kontrol amaçlı klinik muayene, normal ve/veya anormal oral alışkanlıkların saptanmasıyla, oluşmakta ya da oluşmuş patolojik durumların belirlenmesi amacıyla farklı yaş gruplarında farklı değerlendirmeler içermelidir. Oysa çoğu zaman bu tip bir muayenede fizyolojik fonksiyonlarla, hatalı fonksiyonların ayırdedilmesi yerine sadece dental muayeneyle yetinilir. Dental muayenenin de ortaya koyacağı pek çok detay vardır. Ancak dental muayenenin sadece dişlerin oklüzal ve ara yüz yüzlerinin muayenesiyle sınırlı kalmaması gerektiği unutulmamalıdır.
 Dental muayene neleri içermelidir?
Alt ve üst dişlerin çürük kontrolünü takiben, çeneler sentrik ilişki konumuna  getirilerek (bu konumu elde etmenin en basit yolu bireyin dilini damağına değdirerek dişlerini karşılıklı getirmesidir) iskelet yapısındaki ön-arka ve tranvers yöndeki ilişkilerin dengeli olup olmadığına bakılır ve dental muayene kısmı tamamlanır. Bu muayene sırasında çenelerin birbiriyle koordinasyonu değerlendirilir, maksiller darlık, mandibular çapraz kapanış gibi problemler bu sırada saptanabilir. Fonksiyon muayenesi amacıyla ise  yine sentrik ilişki konumu korunarak, hastaya bu pozisyonda yutkunması söylenir ve birey dil aktivitesi yönünden değerlendirilir. Dilin yutkunma sırasında dişlerin arasına girmesi söz konusuysa patolojik bir yutkunma modelinden söz edilebilir. Yine maksiller tek taraflı darlık veya mandibular deviasyon şeklinde karşımıza çıkan problemlerin erken temastan mı, yoksa morfolojik bir bozukluktan mı kaynaklandığı sorularına fonksiyon muayenesiyle cevap alınır. Bazen dental muayene sırasında tek tarafta gibi algılanan bu tip problemlerin çift taraflı olduğu. ancak hatalı bir fonksiyon kazanılmış olması nedeniyle bu şekilde süregeldiği rahatlıkla saptanabilir. Bir diğer fonksiyon muayenesi, kanin kontrollü oklüzyonun veya grup fonksiyonunun mevcut olup olmadığının kontrolüdür.

Doç.Dr.Tülin Arun             

s35r3 

Öyleyse nereye ve nasıl bakacağımızı öğrenmeli, koruyucu ve durdurucu ortodontik yaklaşımlara gidebilmek için öncelikle ne tür fonksiyonların doğru olduğunu bilmeliyiz.
 Yine bu noktada yaygın olan bir görüşün de bugün artık geçerliliğini korumadığını hatırlatmakta fayda var. Pek çok hekim, karma dişlenme dönemindeki çocuklarının diş gelişiminin nasıl olduğunu soran ebeveynlere gönül rahatlığıyla daimi dişlerinin tamamlanmasını beklemesini söyler. Karma dişlenme dönemi, gerçekten adı gibi karmaşık bir dönem olsa da, bu döneme ait fizyolojik gelişim bilinirse, oluşmakta olan bir maloklüzyonu tespit etmek son derece kolay olacaktır.
 Daimi dişlerin tamamlanmasının beklenmesi ise bireyin ortalama 12-13 yaşına ulaşması demektir. Böyle bir durumda, bireyin problemi dental bir bozukluk değil de iskeletsel bir deformite olduğunda ve etkeni bireyin hatalı bir fonksiyonu oluşturuyorsa kaybedilen zaman çok önemli hale gelir. Çünkü erken dönemde saptanan hatalı alışkanlıklar düzeltildiğinde bazen hiçbir tedaviye gereksinim kalmaksızın spontan iyileşme gerçekleşir.
 Şimdi konumuza dönerek, yaş guruplarına göre yapılacak muayenenin taşıyacağı özellikleri sıralayalım.
   Yenidoğan muayenesi
Yenidoğan dediğimiz ilk grupta, rutin pediatrik muayene kapsamında bireyin beslenmesine engel olabilecek, yani damak bütünlüğünü bozan yarıkların olup olmadığı kontrol edilir. Ancak, kilo alamayan ya da beslenme sırasında burnundan süt gelen bebeklerde bu muayene bir ortodontist tarafından tekrarlanır. Eğer herhangi bir yarık ya da fistül saptanırsa ve bu bebeğin beslenmesine engel oluyorsa beslenme plağı hazırlanarak cerrahi operasyona kadar bebek izlenir.
   Süt dentisyon muayenesi İkinci grup, süt dentisyondaki 0-6 yaş grubudur. Bu gruptaki bireyleri, doğumdan 3 yaşa kadar ve 3-6 yaş arası olarak iki dönemde ele almak mümkündür. Süt dentisyonun tamamlanması yaklaşık olarak 3 yaşını bulur. Dolayısıyla 0-3 yaş dönemi hem süt dişlerinin sürmesi hem de çevre yumuşak dokuların bunlara uyum sağlamasıyla geçer. Bebek ilk altı ayda kaslarını kontrol etmesini öğrenir, ön dişlerin sürmesiyle 2-3 mm.lik free-way space oluşur, alt çene yavaş yavaş ön-arka yönde gelişerek üst çeneyi yakalamaya başlar. Yine bu dönemde gözden kaçırılmaması gereken önemli bir ayrıntı da burun solunumunun ideal bir şekilde, yani paranazal sinüslerin ve orta yüzün gelişimini sağlamak amacıyla kesintisiz olarak gerçekleşmesidir. Burun solunumunu engelleyen herhangi bir etken (bademcik, geniz eti ya da burun polipleri) söz konusuysa patolojik ağız solunumuna geçiş kaçınılmaz olacak ve istenmeyen bir yüz gelişim modeli karşımıza çıkacaktır. Bu tip bir problemin varlığı saptandığında olabildiğince erken KBB konsültasyonu istenmelidir. Bireyin sistemik bir problemi yoksa, ortodontist ve KBB uzmanı işbirliği yaparak 36 aylıkken cerrahi operasyonla burun solunumunu engelleyen etken ortadan kaldırılmalıdır.
   Üç ila altı yaş arasında fizyolojik gelişimi frenleyen ya da dentisyonda patolojiye yol açan kötü alışkanlıkların varlığı önemlidir. Bazen psikososyal gelişimin bir parçası olan parmak emme, ağza yabancı cisim sokma gibi alışkanlıklar bu dönemde sonlanmış olması gerekirken devam ederse istenmeyen bir gelişim modeline yol açabilir. Olabildiğince erken dönemde farkedilen kötü alışkanlıklar (parmak emme, tırnak yeme, ağza yabancı cisim sokma) bireye kontrollü bir şekilde bıraktırılırsa, birey psikolojik yönden travmaya uğrakmasızın spontan olarak iyileşme gösterir. Alışkanlığa bağlı olarak ortaya çıkan ön açık kapanış, hatalı yutkunma modeli gibi deformiteler 4-5 yaşlarında kendiliğinden düzelir. Bazen de tüm uğraşılara rağmen aynı kötü alışkanlık sürebilir. Bu durumda basit ortodontik aygıtlar uygulanarak hastanın oluşan durumdan en az zarar görmesi ve en kısa zamanda normal gelişimi yakalaması sağlanmaya çalışılır.
   Karma dentisyon muayenesi Altı –12 yaş arasında yer alan üçüncü gurup, hem süt hem de daimi dişlerin ağızda olduğu bir dönem olduğu için karma dentisyon dönemi olarak adlandırılır. Altı yaş dişlerinin sürmesiyle başlar, son süt dişinin kaybedilmesiyle son erer. Karma dentisyon döneminde Lee-way yer rezervlerinin zamanından önce kaybedilmesine mani olmak, dolayısıyla süt dişlerinin M-D boyutlarını gereğinde dolgu yaparak, gereğinde çekilen dişlerin yerine yer tutucular hazırlayarak korumak en önemli işimiz olmalıdır. Bu dönemde fizyolojik gelişimin bir gereği olarak erken karma dentisyon döneminde üst keserler arasında diestemaların varlığı, hafif alt keser çapraşıklığı ve hafif bir overjetin varlığı söz konusudur. Dolayısıyla ne bu diastemaları kapatmaya çalışırız, ne de alt keser çapraşıklığını çözmeye uğraşırız. Posterior dişlerin sürdüğü geç karma dentisyon döneminde zaten bunlar kendiliğinden çözülecektir.
   Geç karma dentisyon döneminde yapılan rutin ortodontik muayenede daha önce olduğu gibi hatalı fonksiyonların varlığı kontrol edilir, artık şekillenmeye başlayan iskeletsel yapının ne tip bir maloklüzyonun oluşumuna zemin hazırladığı, büyüme modeli tahmini yapılarak bireyin ne tip bir yüz modeline sahip olacağı belirlenebilir. Uygun olgularda, hatalı fonksiyonların düzeltimi için kas temrinleri önerilirken, iskelet yapının doğru şekillenmesi için erken dönem fonksiyonel aygıt kullanımı, ağız dışı aygıt kullanılarak molar distalizasyonu, maksiller genişletme gibi bazı komplike olmayan uygulamalarla daimi dentisyona geçmeden sürecek dişlere yer hazırlanıp, oluşacak maloklüzyonun şiddeti azaltılabilir. Son süt dişinin de kaybedilmesiyle sona eren bu dönemde konvansiyel ortodontik tedavi yöntemlerinden olan sabit tedavide çoğu zaman az önce sözünü ettiğimiz uygulamaların yanısıra devreye girer.
   Doğumdan başlayarak puberteye dek uzanan gelişim dönemi boyunca kazanılmış anomalilerin çoğu kez hatalı fonksiyonlardan kaynaklandığını ve erken dönemde saptandığında rahatlıkla çözüme ulaşabildiğimizi bir kez daha hatırlamış olduk. Umarım bundan sonra fotöyümüze oturan her çocuğa biraz daha farklı bir gözle bakar, daha ayrıntılı bir muayene yaparız.
 
Duyurular
KONTROLE TABİ İLAÇLAR
METİLFENİDAT HCL İÇEREN İLAÇLAR
YEŞİL REÇETE DUYURUSU
EGE ÜNİVERSİTESİ DİŞHEKİMLİĞİ FAKÜLTESİ VE 14. EBDO ULUSLARARASI KONGRE VE BİLİMSEL SERGİSİ
KONTROLE TABİ İLAÇLAR
METİLFENİDAT HCL İÇEREN İLAÇLAR
INTER PARTNER ASİSTANCE LTD.ŞTİ. DİŞHEKİMLERİ İLE TİP SÖZLEŞME YAPIYOR
AİDATINIZI ÖDEDİNİZ Mİ?

İstanbul Dişhekimleri Odası © 1999-2008

Cumhuriyet Cad. Safir Apt. No:203 D:3 Harbiye / 34367 /İstanbul
Tel: 0 212 225 03 65-296 21 05/06
Faks:0 212 296 21 04