|
|
 |
Ortodontik muayene ne zaman ve nasıl yapılmalıdır?... 17.06.2003 |
|
 |
 |
Büyüme
Büyüme-gelişim
dönemindeki bireyin dental ve iskeletsel gelişiminin, fizyolojik gelişim
sınırlarının içinde olup olmadığını tespit etmenin en kolay yolu klinik
muayenedir. Klinik muayene sırasında nelere dikkat edilmesi gerektiği de
oldukça önemlidir. Bebeklikten başlayarak puberteye dek uzanan bu dönemde
ağız içi ve ağız dışı muayeneye ek olarak fonksiyon muayeneleri de mutlaka
yapılmalıdır.
Ortodontik kontrol
amaçlı klinik muayene, normal ve/veya anormal oral alışkanlıkların
saptanmasıyla, oluşmakta ya da oluşmuş patolojik durumların belirlenmesi
amacıyla farklı yaş gruplarında farklı değerlendirmeler içermelidir. Oysa
çoğu zaman bu tip bir muayenede fizyolojik fonksiyonlarla, hatalı
fonksiyonların ayırdedilmesi yerine sadece dental muayeneyle yetinilir.
Dental muayenenin de ortaya koyacağı pek çok detay vardır. Ancak dental
muayenenin sadece dişlerin oklüzal ve ara yüz yüzlerinin muayenesiyle
sınırlı kalmaması gerektiği unutulmamalıdır.
Dental muayene
neleri içermelidir?
Alt ve üst dişlerin
çürük kontrolünü takiben, çeneler sentrik ilişki konumuna getirilerek (bu
konumu elde etmenin en basit yolu bireyin dilini damağına değdirerek
dişlerini karşılıklı getirmesidir) iskelet yapısındaki ön-arka ve tranvers
yöndeki ilişkilerin dengeli olup olmadığına bakılır ve dental muayene kısmı
tamamlanır. Bu muayene sırasında çenelerin birbiriyle koordinasyonu
değerlendirilir, maksiller darlık, mandibular çapraz kapanış gibi problemler
bu sırada saptanabilir. Fonksiyon muayenesi amacıyla ise yine sentrik
ilişki konumu korunarak, hastaya bu pozisyonda yutkunması söylenir ve birey
dil aktivitesi yönünden değerlendirilir. Dilin yutkunma sırasında dişlerin
arasına girmesi söz konusuysa patolojik bir yutkunma modelinden söz
edilebilir. Yine maksiller tek taraflı darlık veya mandibular deviasyon
şeklinde karşımıza çıkan problemlerin erken temastan mı, yoksa morfolojik
bir bozukluktan mı kaynaklandığı sorularına fonksiyon muayenesiyle cevap
alınır. Bazen dental muayene sırasında tek tarafta gibi algılanan bu tip
problemlerin çift taraflı olduğu. ancak hatalı bir fonksiyon kazanılmış
olması nedeniyle bu şekilde süregeldiği rahatlıkla saptanabilir. Bir diğer
fonksiyon muayenesi, kanin kontrollü oklüzyonun veya grup fonksiyonunun
mevcut olup olmadığının kontrolüdür. |
|
Doç.Dr.Tülin
Arun
|
 |
|
 |
s35r3 |
|
 |
 |
Öyleyse nereye ve
nasıl bakacağımızı öğrenmeli, koruyucu ve durdurucu ortodontik yaklaşımlara
gidebilmek için öncelikle ne tür fonksiyonların doğru olduğunu bilmeliyiz.
Yine bu noktada yaygın
olan bir görüşün de bugün artık geçerliliğini korumadığını hatırlatmakta
fayda var. Pek çok hekim, karma dişlenme dönemindeki çocuklarının diş
gelişiminin nasıl olduğunu soran ebeveynlere gönül rahatlığıyla daimi
dişlerinin tamamlanmasını beklemesini söyler. Karma dişlenme dönemi,
gerçekten adı gibi karmaşık bir dönem olsa da, bu döneme ait fizyolojik
gelişim bilinirse, oluşmakta olan bir maloklüzyonu tespit etmek son derece
kolay olacaktır.
Daimi dişlerin
tamamlanmasının beklenmesi ise bireyin ortalama 12-13 yaşına ulaşması
demektir. Böyle bir durumda, bireyin problemi dental bir bozukluk değil de
iskeletsel bir deformite olduğunda ve etkeni bireyin hatalı bir fonksiyonu
oluşturuyorsa kaybedilen zaman çok önemli hale gelir. Çünkü erken dönemde
saptanan hatalı alışkanlıklar düzeltildiğinde bazen hiçbir tedaviye
gereksinim kalmaksızın spontan iyileşme gerçekleşir.
Şimdi konumuza
dönerek, yaş guruplarına göre yapılacak muayenenin taşıyacağı özellikleri
sıralayalım.
Yenidoğan muayenesi
Yenidoğan dediğimiz ilk grupta, rutin
pediatrik muayene kapsamında bireyin beslenmesine engel olabilecek, yani
damak bütünlüğünü bozan yarıkların olup olmadığı kontrol edilir. Ancak, kilo
alamayan ya da beslenme sırasında burnundan süt gelen bebeklerde bu muayene
bir ortodontist tarafından tekrarlanır. Eğer herhangi bir yarık ya da fistül
saptanırsa ve bu bebeğin beslenmesine engel oluyorsa beslenme plağı
hazırlanarak cerrahi operasyona kadar bebek izlenir.
Süt dentisyon muayenesi
İkinci grup, süt dentisyondaki 0-6 yaş
grubudur. Bu gruptaki bireyleri, doğumdan 3 yaşa kadar ve 3-6 yaş arası
olarak iki dönemde ele almak mümkündür. Süt dentisyonun tamamlanması
yaklaşık olarak 3 yaşını bulur. Dolayısıyla 0-3 yaş dönemi hem süt
dişlerinin sürmesi hem de çevre yumuşak dokuların bunlara uyum sağlamasıyla
geçer. Bebek ilk altı ayda kaslarını kontrol etmesini öğrenir, ön dişlerin
sürmesiyle 2-3 mm.lik free-way space oluşur, alt çene yavaş yavaş ön-arka
yönde gelişerek üst çeneyi yakalamaya başlar. Yine bu dönemde gözden
kaçırılmaması gereken önemli bir ayrıntı da burun solunumunun ideal bir
şekilde, yani paranazal sinüslerin ve orta yüzün gelişimini sağlamak
amacıyla kesintisiz olarak gerçekleşmesidir. Burun solunumunu engelleyen
herhangi bir etken (bademcik, geniz eti ya da burun polipleri) söz konusuysa
patolojik ağız solunumuna geçiş kaçınılmaz olacak ve istenmeyen bir yüz
gelişim modeli karşımıza çıkacaktır. Bu tip bir problemin varlığı
saptandığında olabildiğince erken KBB konsültasyonu istenmelidir. Bireyin
sistemik bir problemi yoksa, ortodontist ve KBB uzmanı işbirliği yaparak 36
aylıkken cerrahi operasyonla burun solunumunu engelleyen etken ortadan
kaldırılmalıdır.
Üç ila altı yaş arasında fizyolojik
gelişimi frenleyen ya da dentisyonda patolojiye yol açan kötü
alışkanlıkların varlığı önemlidir. Bazen psikososyal gelişimin bir parçası
olan parmak emme, ağza yabancı cisim sokma gibi alışkanlıklar bu dönemde
sonlanmış olması gerekirken devam ederse istenmeyen bir gelişim modeline yol
açabilir. Olabildiğince erken dönemde farkedilen kötü alışkanlıklar (parmak
emme, tırnak yeme, ağza yabancı cisim sokma) bireye kontrollü bir şekilde
bıraktırılırsa, birey psikolojik yönden travmaya uğrakmasızın spontan olarak
iyileşme gösterir. Alışkanlığa bağlı olarak ortaya çıkan ön açık kapanış,
hatalı yutkunma modeli gibi deformiteler 4-5 yaşlarında kendiliğinden
düzelir. Bazen de tüm uğraşılara rağmen aynı kötü alışkanlık sürebilir. Bu
durumda basit ortodontik aygıtlar uygulanarak hastanın oluşan durumdan en az
zarar görmesi ve en kısa zamanda normal gelişimi yakalaması sağlanmaya
çalışılır.
Karma dentisyon muayenesi
Altı –12 yaş arasında yer alan üçüncü
gurup, hem süt hem de daimi dişlerin ağızda olduğu bir dönem olduğu için
karma dentisyon dönemi olarak adlandırılır. Altı yaş dişlerinin sürmesiyle
başlar, son süt dişinin kaybedilmesiyle son erer. Karma dentisyon döneminde
Lee-way yer rezervlerinin zamanından önce kaybedilmesine mani olmak,
dolayısıyla süt dişlerinin M-D boyutlarını gereğinde dolgu yaparak,
gereğinde çekilen dişlerin yerine yer tutucular hazırlayarak korumak en
önemli işimiz olmalıdır. Bu dönemde fizyolojik gelişimin bir gereği olarak
erken karma dentisyon döneminde üst keserler arasında diestemaların varlığı,
hafif alt keser çapraşıklığı ve hafif bir overjetin varlığı söz konusudur.
Dolayısıyla ne bu diastemaları kapatmaya çalışırız, ne de alt keser
çapraşıklığını çözmeye uğraşırız. Posterior dişlerin sürdüğü geç karma
dentisyon döneminde zaten bunlar kendiliğinden çözülecektir.
Geç karma dentisyon
döneminde yapılan rutin ortodontik muayenede daha önce olduğu gibi hatalı
fonksiyonların varlığı kontrol edilir, artık şekillenmeye başlayan
iskeletsel yapının ne tip bir maloklüzyonun oluşumuna zemin hazırladığı,
büyüme modeli tahmini yapılarak bireyin ne tip bir yüz modeline sahip
olacağı belirlenebilir. Uygun olgularda, hatalı fonksiyonların düzeltimi
için kas temrinleri önerilirken, iskelet yapının doğru şekillenmesi için
erken dönem fonksiyonel aygıt kullanımı, ağız dışı aygıt kullanılarak molar
distalizasyonu, maksiller genişletme gibi bazı komplike olmayan
uygulamalarla daimi dentisyona geçmeden sürecek dişlere yer hazırlanıp,
oluşacak maloklüzyonun şiddeti azaltılabilir. Son süt dişinin de
kaybedilmesiyle sona eren bu dönemde konvansiyel ortodontik tedavi
yöntemlerinden olan sabit tedavide çoğu zaman az önce sözünü ettiğimiz
uygulamaların yanısıra devreye girer.
Doğumdan başlayarak puberteye dek uzanan
gelişim dönemi boyunca kazanılmış anomalilerin çoğu kez hatalı
fonksiyonlardan kaynaklandığını ve erken dönemde saptandığında rahatlıkla
çözüme ulaşabildiğimizi bir kez daha hatırlamış olduk. Umarım bundan sonra
fotöyümüze oturan her çocuğa biraz daha farklı bir gözle bakar, daha
ayrıntılı bir muayene yaparız.
|
|
 |
 |
 |
 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|