DERGİ sayı 101
Şimdi düşünme ve tartışma zamanı...
Düşlemek o kadar zor mu?
İstanbul Defterdarı Odamızı ziyaret etti
Bir yargılanma öyküsü
Tabela vergileri değişti
Dişhekimlerinin akupunktur uygulaması İdare Mahkemesi’ne takıldı
Bütçe Uygulama Talimatı yayımlandı
Bir yanlıştan dönüldü-2
Emek platformu hükümeti uyardı
ÇALIŞMA SAATLERİMİZ NETLEŞTİRİLDİ
İmplant uygulaması pratiği
İSKİ’NİN YÜKSEK SU BEDELLERİ HAKSIZ REKABETE YOL AÇIYOR
Yardımcı Personel Eğitimi
İstanbul tıbbi atık sempozyumu yapıldı
Sağlıklı Gülüşler Odası
IRAK DÜNYA MAHKEMESİ İSTANBUL'DA TOPLANDI
Savaşsız bir dünya için uluslararası buluşma
Aidatların son ödeme tarihi: 31 Mart
Dileriz hiç kullanmak zorunda kalmayız
‘Ben böyle bir kalitesizlik istemiyorum’
Dişhekimliğinde Klinik 16 yaşında
Türkiye’de ilaçta patent ve veri koruması’nın bugünü ve yarını
Bir sanatçı hekim: İHSAN ÜNLÜER
Kyoto Protokülü küresel ısınmanın önüne geçebilir mi?
Yapılan, yazılan, sahip çıkılan(!) tarih: ÇANAKKALE
Röntgen cihazı kullanımının incelikleri
Dişhekimi-hasta ilişkisinin davranışsal boyutu
Kök Hücre ve Dişhekimliğinde Kök Hücre Uygulamaları
Diş çekimi ve sonrası
Tıp etiği terimleri sözlüğü
‘Şiddetin tek bir türü yok’
Öjenol kokan kadınlar
Ağrısız dişim kaygısız başım
‘Dişhekimliği Tarihi’ Arşivimden
Tüberküloz dünyada halen ölümcül hastalıklar arasında
Don Kişot 400 yaşında
‘Türkler: Bin Yılın Yolculuğu 600 - 1600’
Dağcılık
Değişik mekanlar, değişik tatlar
Normal reçete kapsamındaki ilaçlar
Yeşil reçeteyle verilecek ilaçlar
Kırmızı reçeteyle verilecek ilaçlar
Samsun Dişhekimleri Odası 2. Kdz. Bahar Sempozyumu
Yeditepe Üniversitesi Dişhekimliği Fakültesi Eğitim Kulübü Seminerleri
4. Ege Bölgesi Dişhekimleri Odaları Bilimsel Kongre ve Sergisi
İstanbul Üniversitesi Dişhekimliği Fakültesi 1985 Yılı Mezunları Buluşuyor
Türk Periodontoloji Derneği 35. Bilimsel Kongresi
Hastanın gözünden

Kök Hücre ve Dişhekimliğinde Kök Hücre Uygulamaları... 25.03.2005

 

Kök Hücre ve Dişhekimliğinde Kök Hücre Uygulamaları

 

Dişhekimi Didem Öner Özdaş

İstanbul Üniversitesi Dişhekimliği Fakültesi

Pedodonti A.D. Doktora Öğrencisi

 

  1700’lü yıllarda Babillilerin bıçak kullanarak ameliyat yaptıklarına ilişkin bilgiler bulunmaktadır. Organ nakillerinin o zamanlar yapılıp yapılmadığı bilinmese de, insanoğlunun hastalıkları yenme ve yaşlanmanın önüne geçme çabaları geçmişten günümüze süregelmektedir. İnsan genom projesi yoluyla genetik şifrenin çözülmesiyle birlikte genlerin yapılarındaki bozukluklara bağlı hastalıkların kesin ve kalıcı tedavileri olabilecektir. Bununla birlikte, genetik şifredeki bozulmalardan kaynaklanmayan pek çok hastalık da insan yaşamını tehdit etmektedir. Bu tür hastalıkların ilaçla tedavisi mümkün olabilse de çoğu zaman doku-organ yetmezlikleri kaçınılmaz bir son olabilmekte, buna bağlı durumlarda hücre-doku-organ nakilleri gündeme gelmektedir. Fakat başka bireylerden yapılan nakillerde doku reddi reaksiyonları gibi immünolojik sorunlar ya da uygun verici bulmada güçlükler çıkabilmektedir. Hasta bireyin genetik özelliklerini taşıyan bir hücreden (kök hücre) elde edilebilecek doku ya da organ naklinin, hem verici azlığı sorununu hem de immünolojik sorunları ortadan kaldıracağı düşünülmektedir.

Hücre esaslı tedavinin amacı, hasar gören bir hücre/doku veya organın biyolojik işlevini yerine koymak ya da tamir etmektir. Bir hedef organa, o organın işlevlerini eski haline getirmeye yetecek sayıda ve kalitede izole edilmiş ve özellikleri belirlenmiş hücrelerin nakledilmesiyle bu amaca ulaşılabilir. Uygulanan tedavinin başarısıysa farklı disiplinlerin bir araya gelmesiyle ortaya çıkacaktır.

 

Kök Hücreler

Kök hücreler vücuttaki diğer hücrelerden farklıdır. Kök hücreyi tanımlamak için beş ölçüt kullanılmaktadır:

 

1.Kök hücreler uzun zaman dilimleri boyunca bölünebilme ve kendilerini yenileyebilme yeteneğine sahiptirler:

Normalde kendileri çoğalamayan kan, kas veya sinir hücrelerinden farklı olarak, kök hücreler çok sayıda bölünebilir ve çoğalabilir.

 

2. Kök hücreler özelleşmemişlerdir:

Bir kök hücrenin temel özelliklerinden biri de bu hücrenin özelleşmiş işlevleri yerine getirebilecek herhangi bir dokunun yapısına sahip olmayışıdır.

 

3. Kök hücreden elde edilen bir yavru hücre özelleşmiş hücrelere kaynaklık

edebilir (farklılaşma):

Kök hücreler özelleşmiş hücrelere kaynaklık edebilir. Özelleşmemiş hücrelerin özelleşmiş hücrelere kaynaklık etmesine farklılaşma denir.

Vücuttaki tüm hücrelere dönüşebilecek potansiyele sahip ilk embriyonal hücreye ‘’totipotent’’ (her şeyi yapabilen) hücreler denir10,12.

Erken embriyonik dönemin yaklaşık 5. gününde bu hücreler blastosiste dönüşür. Blastosist; trofoblast, blastosol boşluğu ve embriyoblast (iç hücre kitlesi) olmak üzere üçlü bir yapıyı içerir. Embriyoblastlar endoderm, ektoderm ve mezodermden köken alan pek çok hücre çeşidine (yaklaşık 250 çeşit) kaynaklık edebilir. Bu özelliğe sahip kök hücrelere ‘’pluripotent hücreler’’ denir.

Gelişimin ilerleyen dönemlerinde hücreler biraz daha özelleşmiş görevler edinir ve erişkin kök hücrelere dönüşürler. Erişkin kök hücre yer aldığı dokunun hücre tiplerini üretmektedir. Örneğin kemik iliğindeki bir kök hücre, kırmızı ve beyaz kan hücreleriyle platelet gibi pek çok değişik kan hücresine kaynaklık eder. Biraz daha özelleşmiş bu hücrelere ‘’multipotent (çok yetili) hücreler’’ denilmektedir10,12.

 

4. Kök hücreler hasar gören alıcıya nakil sonrasında kaynak dokuyu işlevsel olarak tekrardan çoğaltabilmelidir:

Kemik iliği stromal hücrelerinin hasarlı kalp dokusuna enjeksiyonu sonucunda kardiyomiyositlere dönüşümü örnek olarak sunulabilir10,12.

 

5.Kök hücre in vivo ortamda doku hasarı olmasa bile farklılaşmış kuşaklara katkı sağlamalıdır:

Embriyonik ya da erişkin kök hücrelerinin blastosiste enjekte edildiğinde (kimerizm) farklı hücre tiplerine kaynaklık etmesi örnek olarak gösterilebilir.

 

Kök Hücre Çeşitleri- Kaynakları

 

1. Embriyonik kök hücreler

2. Embriyonik olmayan kaynaklardan elde edilen kök hücreler

 

1. Embriyonik Kök Hücreler:

Erken dönemdeki memeli embriyosundaki kök hücrelerden elde edilmektedir ve in vitro ortamda sınırsız ve farklılaşmamış çoğalma kapasitesine sahiptirler. Pluripotenttirler. Embriyonik kök hücrelerin vücuttaki tüm dokulara kaynaklık edebileceği sadece farelerde tam olarak gösterilebilmiştir.

Çoğu çalışmada insan embriyonik kök hücrelerinin in vitro ortamda farklılaştıkları gösterilmiştir. İnsan embriyonik kök hücrelerinin, embriyonik doku gelişimindeki üç farklı tabakaya mensup hücrelere kaynaklık ettiği bildirilen ve embriyonik cisimler adı verilen hücre topluluklarını meydana getirdikleri gözlenmiştir. Embriyonik cisimlerden elde edilen hücreler arasında ritmik kasılan kardiyomiyositler, pigmentli ve pigmentsiz epitel hücreleri ve sinir hücreleri yer almaktadır.

Kaufman ve ark.’nın yaptığı çalışmada emriyonik kök hücrelerinin hematopoetik öncül hücrelere farklılaşmak üzere yönlendirilebileceği gösterilmiştir. Laboratuvar ortamında kan ürünlerinin elde edilmesi transfüzyonda kullanılan kan ürünlerinin güçlendirilmesi için önemlidir. Bu çalışmayla, eğer başarılabilirse, kan ve kemik iliği kanserlerinin tedavisi sağlanabilecektir10,11.

Embriyonik kök hücre serileri sürekli çoğaltılabildikleri ve pluripotent oldukları için, ilke olarak vücuttaki herhangi bir hücre tipi için yenilenebilir bir kaynak oluşturabilirler.

Brüstle ve ark. embriyonik kök hücre kaynaklı nöral öncül hücrelerini fetal sıçanın ventriküllerine implante etmiştir. Bu çalışmayla, tamamen in vitro ortamda üretilen sinir öncül hücrelerinin hücre göçüne ve farklılaşmasına rehberlik eden çevresel sinyallere cevap verebildiği ve merkezi sinir sistemindeki nöronal ve gliyal hücre serilerini tekrardan yerine koyma potansiyeline sahip oldukları gösterilmiştir. Bu açıdan değerlendirildiğinde embriyonik kök hücre naklinin erişkin merkezi sinir sistemindeki birincil ve ikincil demiyelinizasyon rahatsızlıklarının tedavisinde pratik bir yaklaşım olabileceği düşünülebilir3.

İnsan embriyonik kök hücre nakliyle tedavi edilebileceği düşünülen hastalıklar arasında Parkinson, Alzheimer, Diabet tip I, MS (multiple skleroz), ALS (amniyotik lateral skleroz), omurilik zedelenmesi, Purkinje hücre bozunumu, Duchenne kas distrofisi, kalp yetmezliği, osteogenesis imperfekta ve bazı otoimmun hastalıklar yer almaktadır. Ancak klinikte uygulamadan önce bazı sorunların çözülmesi gerekmektedir2,10,12.

 

Embriyonik olmayan kök hücreler

a) Erişkin kök hücreler (dokuya özgün kök hücre, post natal kök hücre)

b) Fetüs kök hücreleri

c) Kadavradan elde edilen kök hücreler

d) Partenot hücreleri

e) Göbek kordonu ve plasenta kök hücreleri

 

Erişkin kök hücreler (dokuya özgü kök hücre, post-natal kök hücre)

Araştırıcılar henüz erişkin kök hücrelerinin embriyonik kök hücrelerinde olduğu gibi her çeşit doku tipine kaynaklık edebileceği konusunda görüş birliğine varmış değildir.

Erişkin bir kök hücresi, bir doku veya organdaki farklılaşmış hücreler arasında bulunan farklılaşmamış hücre olup, bu hücre kendini yenileyebilir ve içinde bulunduğu doku veya organın özelleşmiş hücre tiplerine farklılaşabilir. Erişkin kök hücrelerinin esas görevleri, bulundukları dokuyu tamir etmek ve dokunun devamlılığını sağlamaktır (somatik kök hücresi de denmektedir).

Kan hücrelerine kaynaklık eden hematopoetik kök hücrelerinin farklı embriyonik kökenli (ektoderm ve endoderm) hücrelere kaynaklık edebileceği ortaya çıkmıştır.

 

Erişkin kök hücreleri;

1.Hematopoetik kök hücreleri

 a. kemik iliği kök hücreleri

 b. periferik kan kök hücreleri

 c. kordon kanı kök hücreleri

2.Stromal kök hücreler (mezenkimal kök hücreleri)

3.Organlarda yerleşik yer alan diğer erişkin kök hücreleri

 

Hematopoetik kök hücrelerinin in vitro şartlarda nöronlara ve gliya hücrelerine

farklılaşabildikleri gösterilmiştir. Kemik iliği kök hücrelerinin böbrek epitel hücrelerine farklılaştığını bildiren çeşitli çalışmalar bulunmaktadır. Ancak bu farklılaşmaları düzenleyen ve sağlayan çeşitli moleküller ve sinyalizasyon yollarının bulunduğu göz ardı edilmemelidir4,10,21.

HSCT (hematopoetik kök hücre transplantasyonu) operasyonları sonrasında ağız diş bölgesinde ortaya çıkan komplikasyonlar ölüm riskini arttırmaktadır. Melkos ve ark. operasyon öncesinde mutlaka gerekli önlemlerin alınmasına özen gösterilmesi gerekliliğini vurgulamaktadır16.

Ami ve ark. tarafından yapılan bir çalışmaya göre HSCT uygulamasından birkaç yıl sonra tekrar HSCT uygulaması geçiren hastaların bir kısmında sürekli dişlenmenin olmaması veya mikrodonti gibi dişsel açıdan ciddi komplikasyonlarla karşılaşılmıştır. Bu komplikasyonların HSCT sonrasında uygulanan kemoterapi ve radyoterapiye bağlı olduğu düşünülmektedir21.

HSCT operasyonlarından hemen sonra immun sistemi baskılayıcı ağır ilaçlar kullanılmaktadır. Operasyonun ardından da kemoterapi uygulamaları yapılmaktadır. Oral komplikasyonların bu dönemde daha da sık görülmesi nedeniyle önce hastanın ağız-diş sağlığı düzeyinin belirlenmesi ve gerekli tüm tedavilerin yapılması öngörülmektedir23,14,8. HSCT sırasında sıklıkla septisemi ortaya çıkmakta ve çoğu zaman da öldürücü olmaktadır. Özellikle ileri düzeydeki periodontitisin HSCT operasyonunu takip eden ilk 100 gün içerisinde ağır septisemiye neden olarak ölüme yol açtığı bildirilmektedir1,16.

Mezenkim kaynaklı kök hücreler (MSC) kemik iliği, periost, trabeküler kemik, yağ dokusu, kıkırdak, iskelet kası, akciğer ve süt dişlerinden elde edilmektedir. Bu hücreler, kemik, yağ, kıkırdak ve kasa dönüşebilme kapasitesine sahiptir. İnsan MSC kültürlerine büyüme faktörü içerikleri (fibroblast büyüme faktörü FGF-2) eklenmesiyle osteojenik potansiyelin arttığı bildirilmiştir. BMP’lerin (Bone morphogenetic proteins) pluripotent ve mezenkim kaynaklı kök hücrelerde osteoblasta farklılaşmayı uyardığı ifade edilmektedir. İnsan MSC’lerinin in vivo olarak fibronektin kaplı hidroksi apatit küplerle taşınıp farelere subkütan olarak implante edildikten sonra uygulanan bölgelerde kemik ve kıkırdak oluşumları gözlendiği bildirilmiştir. MSC’lerin kan damarı oluşumunda da rol aldıkları gösterilmiştir2,24.

 Kök hücreyle ilgili bir çalışmada erişkin kalbine doğrudan enjekte edilen MSC’lerin kardiyomiyosit, endotel hücreleri, perisit ve düz kas hücrelerine farklılaştıkları bildirilmiştir2.

Mezey yaptığı çalışmayla, insan erişkin kemik iliği hücrelerinin beyine giderek, transplantasyondan sonra nöronları oluşturduğunu bildirmiştir.

Allojenik kemik iliği transplantasyonuyla ostogenesis imperfektalı çocuklarda yeni kemik oluşumunu arttırıcı etkileri olduğu da belirtilmektedir. Ancak yine de alıcı – verici arasında oluşacak hastalık geçişine dikkat edilmelidir2.

Miura ve ark. değişmiş (düşmüş) insan süt dişlerinin artık pulpalarının multipotent kök hücreler (stem cells from human exfoliated decidous teeth-SHED) taşıdığını bildirmişlerdir. Bu hücrelerin sinir hücrelerine, adipositlere ve odontoblastlara farklılaşabildikleri ifade edilmektedir. SHED’in doğrudan osteoblasta dönüşemese bile yeni kemik yapımını uyardığı belirtilmektedir10,15.

Erişkin kök hücrelerle ilgili olarak hâlâ kaç çeşit oldukları ve hangi dokularda bulundukları veya neden bir dokudaki tüm hücreler farklılaşırken kök hücrelerin farklılaşmadan kaldıklarına ilişkin mekanizmaların ne olduğu cevaplanmayı bekleyen sorular arasında yer almaktadır.

 

Fetal kök hücreler

Kök hücreler, spontan veya ebeveynlerin izniyle sonlanmış gebeliklerin sonucu fetuslardan elde edilmektedir.

Fetuslardan elde edilen kök hücreler oldukça sınırlıdır (nöral kök hücreleri, hematopoetik kök hücreler ve pankreas öncül hücreleri).

 

Kadavradan elde edilen kök hücreler

Araştırıcılar bu tip hücrelerden elde edilen yeni hücrelerin çoğalma hızlarının ölen kişilerin yaşıyla ters orantılı olduğunu bildirmektedir.

 

Partenogenez

İnsan olmayan primatlarda partenogenetik (aseksüel üreme yoluyla) kök hücre çalışmaları yapan bir ekip, yumurta hücresinin hiç döllenmeden bölünmesini sağlamıştır. Partenot adı verilen hücreler atalarının tam bir kopyasıdır. Partenot hücreler embriyonik kök hücreleriyle karşılaştırıldığında daha hızlı gelişmektedir. 50-200 hücreden oluşmuş bir doku oluşturabildikleri bildirilmektedir. Yine de bu hücrelerin büyüme ve gelişimlerinde erkek kromozomunun etkisinden yoksun olduğu unutulmamalıdır.

Partenogenezle uyuyan genlerin etkin hale getirileceği düşünülmektedir. Yapılan bir çalışmada diş geni farelere verilerek aktif hale getirilmiş, daha sonra da tavuklara verilmiştir. Fareden bağışlanan bu hücrelerle tavuklarda diş sürmesi görülmüştür. Aynı yöntemin saçsızlık ve diş kaybı gibi sorunlara çözüm olacağı sanılmaktadır20.

 

Dişhekimliği ve Kök Hücre Uygulamaları

Geçtiğimiz yıllarda gen düzeyinde diş gelişimi anlaşılmaya başlanmıştır. Günümüzde dişlerin sayılarını, şekillerini ve pozisyonunu düzenleyen genler biliniyor olmalarına rağmen en önemli görevleri hücre ortamındaki iletişimi sağlamaktır. Hücreler gelişimin her aşamasında birbirleriyle haberleşmektedir. Embriyologlar 1960’lı yıllarda diş gelişimi esnasında oluşan uyarıların epitel ve mezenkim doku bileşenleri arasında yer aldığını bildirmektedir. Gelişimsel uyarıcı moleküller küçük proteinlerdir ve alıcı hücrelerin yüzeyindeki özel reseptörlere bağlanarak çalışırlar. Üzerinde en çok çalışılan dört etkin uyarıcı ailesi bulunmaktadır: Fibroblast büyüme faktörü (FGF), kemik morfogenetik proteinleri (BMP), Shh ve Wnt5,13,22.

FGF’in fare çalışmalarıyla in vivo olarak periodontal yenilenme (rejenerasyon) ve yara iyileşmesinde etkili olduğu belirlenmiştir19.

Harada ve ark yaptığı çalışmada FGF10‘un fare kesici dişlerinin gelişiminde rol oynayan kök hücrelerin oluşumu ve devamının sağlanmasında çok etkili olduğunu ifade etmiştir. Morfogenezi düzenleyen anahtar proteinler oldukları bildirilmektedir. Kök hücrelerin kesici ve azı dişlerinin apikal bölgelerinde olduğu düşünülmektedir8,9,13.

BMP‘nin yeni amputasyon yapılmış dişlerde tamir edici dentinogenezi uyardığı bildirilmektedir. Diş gelişiminin başlamasını uyarmaktadır. Erken dönem diş epiteli tarafından sentezlenen BMP mezenkimde pek çok genin transkripsiyon faktörünün etki etmesini sağlamaktadır. Örneğin Msx1 geni insan ve farelerde diş gelişimi için gerekli olan genlerden birisidir. İnsanlarda Msx1 geninin mutasyonları ciddi oligodontilere neden olmaktadır. Msx1 geninin transkripsiyonunun epitel ve mezenkim hücrelerinin birbirlerinden ayrılmasıyla engellendiği bir çalışmada diş gelişimi görülmediği ve diş gelişiminin tomurcuk safhasında durduğu bildirilmiştir.

Diğer bir önemli bulgu da uyarı merkezleridir (signaling centers). Diş gelişiminin takke safhasında epitel hücre toplulukları olarak adlandırılan mine düğümlerinin (enamel knots) FGF uyaranlarını sağlayan uyarı merkezleri olduğu belirlenmiştir. Özellikle diş kuronunun şekillenmesinde etkili oldukları bildirilmektedir.

Cleidokranial displazi kemikle diş gelişiminin etkilendiği ve RUNX2 geninin mutasyonuna bağlı olarak ortaya çıkan bir hastalıktır. Kemik gelişiminde etkili en önemli gen olan RUNX2 aslında insanlarda üçüncü dentisyonun da olmasını engellemektedir. Bu gen tomurcuk safhasından takke safhasına geçişte önem taşımaktadır.

Ektodermal displazide ise TNF (tümör nekrotize edici faktör) uyarı sistemi etkin olmakta ve güzergahta herhangi bir mutasyon ektodermal displaziyle sonuçlanmaktadır. Ektodisplazin ve ektodisplazin reseptörü edar da herhangi bir mutasyon kıl oluşumunu ve mine düğümlerini etkilemektedir. Yapılan bir çalışmada ektodisplazinin veya edarın aşırı miktarda salgılanması (dışardan verilmesi) ile farelerde fazladan diş oluştuğu bildirilmiştir5,9,22.

Garcia ve ark., kök oluşumu tamamlanmamış germlerle, kök oluşumu tamamlanmış sürmüş dişlerin tip 1 kollagen, osteonektin ve kemik sialo-protein düzeylerinin karşılaştırıldığı bir çalışma yapmışlardır. Sonuçta proteinlerin varlığına her örnekte rastlanmış olup miktarlarının pulpanın olgunlaşma derecesiyle bağlantılı olarak artıp azaldığı bildirilmiştir. Bu çalışmanın sonucunda osteonektinin osteoprogenitor hücrelerin varlığında ve osteoblastların farklılaşmaları esnasında ortamda yoğun olarak bulunduklarının bilinmesi odontoblastlar için de aynı durumun söz konusu olabileceğini akla getirmektedir7.

Shh üç gli geninin yardımıyla ektoderm ve mezodermden türeyen dokuların oluşumunda tamamlayıcı bir uyarıcıdır. Diş gelişiminde önemli bir rol oynamaktadır. En erken takke safhasında görülmektedir17.

WNT uyarı sisteminin dişin gelişiminde önemli bir yer tutup, dişlerin yerleşimini düzenlediği savunulmaktadır. WNT etkisi engellendiğinde daha küçük azı dişleri oluştuğunu, ya da diş gelişiminin tomurcuk safhasında durduğunu bildiren çalışmalar bulunmaktadır. Özellikle WNT3’ün fazla ya da ektopik etki etmesi sonucunda ameloblast etkinliğindeki değişime bağlı olarak doğumdan sonra hem minede hem de dişin görünümünde ciddi kayıplar görülmüştür. Sonuçta WNT uyarısının kıl foliküllerinin epitelyal kök hücrelerinin çoğalmasına ve etkin biçimde çalışmasında etkili olduğu, aynı etkiyi, sürmüş kesici dişlerin ameloblastlarında da yapabileceğinin sanıldığı bildirilmektedir9,13.

Mina ve Braut yaptıkları çalışmada farelerin kuron pulpasını ayırmışlardır. Elde ettikleri kök hücrelerin dentin ve kemik benzeri matris oluşturabilecek, odontoblast ve osteoblast benzeri hücre üretebilecek yetide olduğunu belirlediklerini bildirmişlerdir. Kök hücrelerin bu dönüşümü sağlarken de GFP (yeşil floresan protein) ve BMP7’nin varlığına ihtiyaç duyduklarını ifade etmişlerdir14.

Fare embriyosunun omuriliğinden elde edilen sinir kök hücreleriyle 6-9 haftalık dişi farenin kemik iliğinden elde edilen kök hücreler ve embriyonik kök hücreleri; Msx1, Lhx7 ve Pax9 genleriyle indüklenmelerinin ardından, yetişkin farenin renal kapsüllerine 10-14 gün süreyle transplante edilmiştir. Daha sonra diş yapılarının ve ilgili kemiğin geliştiği gözlenmiştir. Bu çalışmanın özellikle yetişkinlerde kaybedilen dişlerin yerine konulmasında yeni bir yöntem olabileceği düşünülmektedir18.

Duailibi ve ark. tarafından yapılan bir çalışmada yavru farelerin azı dişi tomurcukları ayrılarak altı gün süreyle hücre kültürü ortamında tutulmuştur. Altı gün sonunda fibröz, mezenkim benzeri hücreler ve daha küçük epitel hücre yığınları içeren heterojen diş hücreleri görülmüştür. Daha sonra bunlar PGA ve PLGA içerikli desteklerle yetişkin farelere implante edilmiştir. 12 hafta sonunda diş kuronunun oluştuğu bildirilmiştir. Benzer bir çalışmanın domuzlarda da yapıldığı ve diş sürmesinin 25-30 haftada görüldüğü bildirilmiştir. İnsan pulpa hücrelerinin farelere PGAdan yapılmış bir taşıyıcı (destek) yardımıyla implante edilmesinden üç hafta sonra ekstra selüler matriks oluşturma kapasitesine sahip oldukları gözlenmiştir5,6,25.

Sonuç olarak, kök hücreyle ilgili pek çok çalışmanın yapılması gerekmektedir. Diş elde etmek için sadece kök hücreye değil, hücreyi dişe dönüştüren uyarı mekanizmalarının ve uyarıcı moleküllerin de bilinmesi gerekmektedir. Diş kayıplarının kök hücre tedavisiyle giderilmesi gelecekte bir rüya olmayacaktır.

 

Kaynaklar

1. Akintoye OS, Brennan MT, Graber CJ, Mc Kinney EB, Rams TE, Barrett AJ, Atkinson JC. A retrospective investigation of advanced periodontal disease as a risk factor for septicemia in hematopoietic stem cell and bone marrow transplant recipients. Oral Surgery Oral Medicine Oral Pathology. 2002; 94 (5) :581-588.

2. Barry FP, Murphy JM. Mesencymal stem cells: clinical applications and biological chacterization. The International Journal of Biochemistry and Cell Biology.2004; 36(4):568-584.

3. Brustle O. Proct. Natl. Acad. Sci. USA 1997; 94(26) : 14809-14.

4. Bunting KD. The tao of hematopoietic stem cells: toward a unified theory of tissue regeneration. Scientific World Juornal. 2002; 10:983-95 (abst).

5. Buurma B, Gu K, Rutherford R. Transplantation of human pulpal and gingival fibroblasts attached to synthetic scaffolds. Eur J Oral Sci.1999; 107: 282-289.

6. Duailibi MT, Duailibi SE, Young CS, Barlett JD, Vacanti JP, Yelick PC. Bioengineered Teeth from cultured rat tooth bud cells.J Dent Res. 2004; 83 (7):523-528.

7. Garcia JMO, Martins MD, Jaeger RG, Marques MM.Immunolocation of bone extracellular matrix proteins in human dental pulp and cultured pulp cells.Int Endod J.2003; 36: 404-410.

8. Harada H, Ohshima H. New perspektives on tooth development and the dental stem cell niche . Arch Histol Cytol. 2004; 67 (1): 1-11.

9. Huysseune A, Thesleff I. Continuous tooth replacement: the possible involvement of epithelial stem cells. Bioessays 2004; 26 (6):665-671.

10. Karaöz E. Kök hücre biyolojisi (İn) uygulamalı hücre kültürü teknikleri kursu - kurs kitabı 1. Süleyman Demirel Üniversitesi. 2003; 29-89.

11. Kaufmann DS. Proct. Natl. Acad. Sci. USA.2001; 98:10716-21.

12. kok hucre .htm. Tıp dünyasında yeni boyut kalp kök hücrelerle yenileniyor. 01.11.2004.

13. Millar SE, Koyama E, Reddy ST, Andl T, Gaddapara T, Piddington R, Gibson CW. Over and ectopic expession of Wnt 3 Causes progressive loss of ameloblasts in post natal Mouse incisor teeth. Connect Tissue Res.2003; 44 (supply 1): 124-129.

14. Mina M, Braut A. New insight into progenitor stem cells in dental pulp using col 1a1-GFP transgenes. Cells Tissues Organs . 2004;176:120-133.

15. Miura M, Gronthos S, Zhao M, Lu B, Fisher LW, Robey PG,Shi S.Shed: Stem cells from human exfoliated deciduous teeth. Proc Natl Acad Sci USA.2003; 100(10):5807-12.

16. Melkos AB, Massenkeil G, Arnold R, Reichart PA. Dental treatment prior tos tem cell transplantation and its influence on the posttransplantation outcome. Clin Oral Invest. 2003;7:113-115.

17. Nakashima M, Tanese N, Ito M, Auerbach W, Bai C.A novel gene Gli H1 with homology to the Gli zinc finger domain not required for mouse development. Mechanism of development 2002; 119:21-34.

18. Ohazama A, Modino SAC, Miletich, Sharpe PT. Stem cell based tissue engineering of murine teeth. J Dent Res. 2004; 83(7):518-522.

19. Ohira T, Myokai F, Shiomi K, Yamashiro K, Yamomoto T, Murayama Y, Arai H, Nishimura F, Takashiba S. Identification of genes differentially regulated in rat alveolar bone wound healing by subtractive hybridization. J Dent Res. 2004; 83(7):546-551.

20. Reprod Biomed Online .2003; 7(1):81.

21. Shah AJ, Kapoor N, Weinberg KI, Crooks GM, Kohn DB, Lenarsky C, Kaufman F, Epport K, Wilson K, Parkman R. Second hematopoietic stem cell transplantation in pediatric patients: overall survival and long term follow-up. Biology of blood and marrow transplantation. 2002; 8: 221-228.

22. Thesleff I. Developmental biology and building a tooth. Qintessence Int. 2003;34(8):613-620.

23. Westbrook SD, Paunovich ED, Freytes CO. Adult hematopoietic stem cell transplantation. JADA.2003;134:1224-1231.

24. www.pubmed.com

25. Young CS, Terada S, Vacanti JP, Honda M, Bartlett JD, Yelick PC. Tissue engineering of complex tooth structures on biodegredable polymer scaffolds. J Dent Res.2002; 81 (10):695-700.

 

 


İstanbul Dişhekimleri Odası © 1999-2008

Cumhuriyet Cad. Safir Apt. No:203 D:3 Harbiye / 34367 /İstanbul
Tel: 0 212 225 03 65-296 21 05/06
Faks:0 212 296 21 04